30 Nisan 2013 Salı

18. ay

Bu ay ki kelimelerin o kadar çok ki, herşeyi tekrar ediyorsun ve sesleri çok iyi çıkarmaya başladın. Ayakkabı: aakkabı olarak söylüyorsun:( miyav miyav kıpır kıpır kapat açti duştu kaktı ....

1,5 Yaşına da girdin Doğa Selvi!

Çok yaşa sen kuzum... Nice yaşların olsun gülüp eğleneceğimiz. Nice yaşların olsun sağlıkla geçireceğimiz. Nice yaşların olsun kuzum. Sen çok yaşa kuzum... Çok eğlendin bugün güzel yavrum. Anneanne, teyze, anne ve torun olarak Yeşilköy sahile gittik. Yedik, içtik, koştun, oynadın. Düt düt düt düt diye diye bir hal oldun. Çekiştirmekten kendini kaybettin:) Eve geldik ve sızdın annecim. Seni çok seviyorum.

16 Nisan 2013 Salı

Aklini seveyim Doga Selvi!

Dun eve geldigimde uzerime annemin kazagini giydim. Bize geldiginde onu ustune gecirir. Doga Selvi gorur gormez "ciccii annanii" dedi gostererek. Yok artik dedik İsilla. Bu sabah da nereye gidiyoruz diye sordugumda "attaa annanii dedee" dedi kuzum.

7 Nisan 2013 Pazar

Çocuklar ve Dans

Uluslararası İlişkiler mezunu hatta yüksek lisans da yapan ancak Dans Eğitmenliği yapan bir anneyim. Daha çok çocuklarla birlikteyim ve bu bir şirkette takım elbiseli insanlarla "Bey"li, "Bayan"lı konuşmaktan ve davranmaktan çok daha rahatlatıcı ve eğlenceli. Diğer şekilde de çalıştım ama memuriyetten bile istifa ettim. Bile diyorum çünkü ülkemde bir bayan için memur olmak bulunmaz bir fırsatmış! Neyse, çocuklarla çok daha sıcak bir iş ortamım var. Onlara bir şeyler öğretmek, yapabildiklerinde yüzlerindeki ifadeyi görmek gerçekten insana iyi geliyor. Onların içlerindeki enerji öylesine yüksek ki, mutlaka dışa vurumunu sağlıklı bir şekilde sağlamak gerekiyor. Yoksa çocuk oradan oraya atlıyor, amaçsızca koşuyor, zıplıyor. Enerjisini gerektiği gibi dışa vuramamak bazen sebepsiz yere gergin olmasına ve mutsuzluğuna bile yol açabiliyor. İşte bu noktada dans çocukların enerjilerini doğru kullanmalarını sağlıyor. Dans ederken çocuk hem fiziksel aktivitede bulunmuş oluyor, hem de hareketlerin devamlılığını takip etmek için zihinsel aktivitede bulunuyor. Dansın matematikle alakalı olduğunu söyleyeceğim şimdi. Çünkü dans ederken bir yandan müziğin ritmini sayıyoruz ve hangi ritmde hangi hareketi yapmamız gerektiğini beynimize iletiyoruz. Bu ancak matematikle olur. Bunları yazmayı düşünürken şu makaleyi buldum, buyurun... Siz de çocuğunuzla dans edin...  http://ebeveynakademisi.net/?p=178

Koko Bitti...

Doğa Selvi'nin sevdiği atıştırmalıklardan birisi Nestle Coco Pops mısır gevreği. Bugün babasının elinden çekiştirerek "koko koko" diye diye coco popsların olduğu dolabı açtırdı. Bir kaseye koydular, yemeye başladı. Gel git gel git yedi. Sonra coco, bitttii.. dedi. Biraz önce uyuturken babası odadan çıktı ve baba dittii dedi. Sanırım iki kelimeli cümlelere başlıyoruz:)

6 Nisan 2013 Cumartesi

Güneşli bir haftasonu...

Bugün havanın güzelliğine dayanamayıp Can Baba ve Cihan Amca ile Gürpınar Sahile gittik. Düşüncemiz çok kalabalık olacağı ve doğru dürüst yürüyemeyeceğimizdi. Ancak cumartesi oluşuyla ilgili heralde, çok sakindi. Çok hoşumuza gitti. Doğa Selvi doya doya kaydıraktan kaydı ve sallandı. Yemek esnasında etraftaki köpeklere bakarken bizi hiç üzmedi, arabasında kuzu kuzu oturdu. Öyle iyi oldu ki... Yarın Can ve benim için önemli bir gün. Birlikteliğimizin 10. yılı doluyor. 10 yıl ile kolay... Nasıl geçti bilmiyorum. Can'ım Seni hala çok seviyorum. 10 yıl sevgimize sevgi kattı ve bize minik prensesimizi getirdi. Umarım nazar değmez bize;)

16 Mart 2013 Cumartesi

Birazcık yakınma...Tamamen benle ilgili!

Doğa Selvi 16 buçuk ayını geride bıraktı ve bugünlerde biraz hasta. İlk antibiyotiğini malesef kullanmak zorunda kaldık. Bronşları dolmuş ve öksürüyor. Galiba rahat davranalım derken, hastalığa yakalandık. Doktor müptelası olmayalım, hemen soluğu doktorda almayalım dedik ama keşke:( ilk öksürdüğünde götürseymişim. Belki de ilerlemezdi. Bu da yine bir ders oldu bana. Birde sürekli pekmezli ılık su içirirdim gün içinde. Bu alışkanlığı da son zamanlarda es geçmeye başlamıştım. Kesinlikle mazur göremem ama o kadar plansız gidiyor ki yaşam... Sürekli günlük işlerle uğraşıyorum. 3 gün çalışmama rağmen hiç zamanım kalmıyor. Birde misafir oldu mu çok üzülerek söylüyorum ki Doğa Selvi'nin zamanından çalıyorum. Çünkü işten eve gelip yemek hazırlamam, evi temizlemem, mutfağı toparlamam, çamaşır yıkamam vs. vs. vs... gerekiyor. Doğa Selvi'yle vakit geçirirken de, Sevgili arkadaşım Esma blogunda bahsetmiş, hep aklımın geri planında yapacağım işler oluyor. Bunları farketmemi sağladığı için Esma'ya teşekkür ederim. Anladım ki, benim bir öncelik sıralamam yok! Halbuki Doğa Selvi ve kendi sağlığım herşeyden önce gelmeli. Bu arada bende antibiyotik kullanıyorum, hastayım. Yani başka dertlerle uğraşırken kendimizden ödün veriyorum. Şöyle davranmak istiyorum. Çamaşır mı kalmamış, yarın yıkarım... Misafir mi gelecekmiş, dışardan söylerim... Ev mi dağınık, zaten toplasam da dağılacak... Ama, ama, ama.. Olmuyor! Yapamıyorum. Hayran oluyorum hem kendine vakit ayıran, hem evi her zaman düzenli, hem de dışarıda aktivitelerde bulunabilen kimselere. Ben banyo yapmak için bile zaman yaratmak zorunda kalıyorum. Artık kendimizi düşünerek davranmaya çalışacağım. Umarım başarılı olabilirim.